Mimar Sinan’ın Çıraklık Eseri: Şehzade Camii

Mimar Sinan’ın "çıraklık eserim" dediği Şehzade Camii, Kanuni Sultan Süleyman’ın genç yaşta kaybettiği oğlu Şehzade Mehmed için İstanbul’un tam ortasında inşa ettirdiği bir başyapıttır. Bu cami, Sinan’ın büyük ölçekli ilk eserlerinden biri olarak, hem onun mimarlık serüveninde bir dönüm noktası olmuş hem de Osmanlı mimarisinde yeni bir sayfa açmıştır. Mimar Sinan, bu camiden önce Purut Nehri üzerinde ordu geçişi için sadece on günde bir köprü inşa etmiş, nehir yatağını genişleterek su seviyesini düşürmeyi başarmıştır. Bu mühendislik başarısı onun baş mimarlığa yükselmesine vesile olmuştur. Hayatı boyunca on köprü inşa eden Sinan, bu köprülerin projelerini çizmemiş; sadece birine, İstanbul Büyükçekmece’deki 632 metrelik Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü’ne ismini yazmıştır. Bu köprü, Osmanlı'da su üzerine inşa edilen en uzun taş köprü olma özelliğini taşır. Ayrıca, Sinan dünyada ilk defa piramit ayaklara sahip bir su kemeri olan Malova Su Kemeri’ni de inşa ederek, sadece cami mimarisiyle değil, altyapı mühendisliğiyle de tarih yazmıştır. Şehzade Camii’ni diğer camilerden ayıran en belirgin özellik, Osmanlı mimarisinde ilk kez uygulanan çift eksenli simetrik plana sahip olmasıdır. Sinan, caminin inşasında küfeki taşı kullanarak yapının zamanla daha da sağlamlaşmasını sağlamıştır. Karbondioksite maruz kaldıkça sertleşen bu taş, mimaride dayanıklılığı artırmıştır. Ana kubbe, dört yarım kubbe üzerine pandantiflerle oturtulmuş; ancak bu tasarım, caminin içine düşen doğal ışığı bir miktar azaltmıştır. Sinan, caminin minarelerini galeri tekniğiyle tasarlayarak onları yapının bir parçası gibi göstermiştir. Bu camide birçok mimari unsuru ilk kez denemiş, bazılarını başka hiçbir eserinde tekrar kullanmamıştır. Beş yıldan kısa sürede tamamlanan Şehzade Camii, 22 yaşında hayatını kaybeden Şehzade Mehmed’e adandığı için, Sinan minarelerin üzerine gözyaşını simgeleyen damlalar işlemiştir. Bu cami, aynı zamanda süsleme açısından da Sinan’ın en zengin eserlerinden biridir. Selçuklu mimarisinden esinlenerek devasa boyutlara taşıdığı taç kapıya, Hira Mağarası’nı simgeleyen sarkıtlar yerleştirmiş; caminin büyük fil ayaklarından birine “Vav” harfini işlemiştir. Sinan, bu eserinde mimariyle sadece estetik değil, derin anlamlar da taşımıştır. Kullanılan dört yarım kubbe Dört Halife’yi, onların taşıdığı büyük ana kubbe ise Peygamber Efendimiz’i temsil etmektedir. Bir rivayete göre, Sinan bu caminin içine asırlar sonra okunması için bir mektup saklamıştır. 1991 yılında bu mektubun bulunduğu iddia edilse de, söz konusu rivayet tarihsel ve bilimsel olarak doğrulanamamıştır. Mimar Sinan, Şehzade Camii’ni tamamladığında 58 yaşındaydı. Bu eser, onun mimarlığa dair yeteneğini ilk kez büyük ölçekte ortaya koyduğu, daha sonra inşa edeceği Süleymaniye ve Selimiye gibi ustalık yapıtlarına zemin hazırlayan çok özel bir yapı olmuştur.

Yorumlar

Popüler Yayınlar