Zaman Yolcusuna Söylenecekler-Yaşar Değirmenci(Kitap Analizi)
Gerçekten Zamanımız Yok Mu?
Bugünlerde insanlar artık birçok şeyi kitaplardan öğrenir oldu. Onlardan biri de
zamanı nasıl doğru kullanabilirsinizin cevabı. Bu konuya hem İslami hem de
Batılı tarazda değinen Yaşar Değirmenci, okuyucularına kitabıyla bir ışık
tutuyor.
İnsanoğlu çok acelecidir. Zamanın kendine yetmediğinden hep şikâyet
eder durur. Oysa zamanı kullanmayı bilmediği için zaman kendisine yetmez. Gününü
planlamadan öğlen vakti başlatan bir insana zaman nasıl yetebilir ki? Geceyi
gündüz, gündüzü ise gece gibi kullanan bir insan nasıl sağlıklı olabilir ki?
Nasıl zamanı sağlıklı olarak planlayabilir ki? İnsan kendine bakmadan suçu
zamana ne kadarda kolay atabiliyor… Dönse kendine baksa, yaşantısına baksa, plan
yapsa zaman kendisine yetecektir oysa. Zamanın nasıl planlanacağı konusunda bize
yardımcı olacak olan bir kaynak niteliği taşıyan ve Yaşar Değirmenci’ye ait olan
Zaman Yolcusuna Söylenecekler kitabı çıktığı dönem çokça tirat elde etti. Birçok
okuyucu ya göre zamanın planlaması konusunda kendilerine çokça yardımcı oldu.
Âlimlerin ve ünlü düşünürlerinde sözlerini içinde barındıran kitap bir yol
gösterici niteliğinde.
Kitabın ön sözünde Mary Roberts’ten yaptığı “insanları
doğru dürüst bir hayat yaşamaktan alıkoyan şey, zaman yokluğu değil, zaman
israfıdır “ alıntısıyla başlayan Değirmenci, zamanın kıymetini sadece yapılacak
önemli işleri olanlarının bileceğini aktarıyor.
Zaman Nedir?
Zamanın tanımı hakkında farklı paradigmalar var. Kimisi zaman harekettir derken, hareketler
dursa zaman ne olur, işlemeye devam eder mi? diye soranlarda olmuş. Zamanın
hayatın kendisi olduğunu söyleyen Değirmenci “zamanı boşa geçirmek, aslında
hayatı boşa geçirmektir” diyor.
Zamanın Çeşitleri
Objektif, Sübjektif,İktisatta, İşletmede, Sosyolojik açıdan zamanı ele alan Değirmenci bu alanlarda
zamanın ne anlama geldiğini tek tek açıklıyor. İktisatta Zaman tanımında Batı
saatinin zamanı homojenleştirdiğini ifade etti.
Batıda Zaman
Amerika’da sabah saat 07.30 da işe başlayan bir başkanın tembel olarak nitelendirildiğini yazan
Değirmenci, Türkiye’de bu disiplinin olmadığının altını çizdi. “Bir memleketin
medeniyet ölçüsü, çalışma disiplinidir” söyleminde bulunan Değirmenci’ye göre,
bakınca Türkiye’nin bu konuda sınıfta kaldığı söylene bilinir. Batılılara göre
24 saatlik zaman 5’e ayrılıyor:
1-İş
2-Uyku
3-Aile ve sosyal hayat
4-Dinlenme,
özel merak ve hobiler
5-Sosyal, dini çalışmalar ve yardımseverlik gayretleri
Churchill bir insanın kültür seviyesini öğrenmek istediğimiz zaman, ona boş
zamanlarında ne yaptığını sormamız gerektiğini söylüyor. Bir bakıma boş
zamanlarımızda yaptığımız işler kadarız. İnsan boş zamanlarını uyuyarak, oyun
oynayarak ve yahut boş şeyler izleyerek geçiriyorsa, bu pekte kültürlü olmadığı
kanısına varmamıza neden olur. Boş zamanlarını faydalı aktivitelere, gezilere ya
da kitap okumaya ayıran insanların daha kültürlü olduğu su getirmez bir gerçek.
İslam’da Zaman
İslam’da her şeyin zaman öncelikli olduğunu söyleyen Değirmenci,
Allah’ın Kur’an’da zamanın geçmesini “devenin memesinden çıkan sütün yeniden
aynı memeye döndürülmesindeki zorluğa” benzetildiğini yazdı. Âlimlerin zamanı
nasıl yönettiğini incelediğimiz zaman bunu 3 başlık altında toplayabildiğimizi
görüyoruz:
1-İstirahat
2-İbadet
3-İlmi Çalışma
Âlimler istirahatten çok ilmi
çalışmaya zaman ayırıp, Allah’ın dinini Dünya’nın tüm yüzeyine yaymaya
çalıştıklarını, bugün birçok ilmi kaynağı incelediğimizde görüyoruz. Bazen
birilerinin fedakârlıkları ile biz, birçok işin altına elimizi sokmaktan
kurtuluruz. Kuran’ı Kerim’de Allah, insanın vaktini boşa geçirdiği için iki
yerde pişman olacağını; fakat bu pişmanlığın bir fayda sağlamayacağını bize
haber veriyor. Bu pişmanlıklardan birincisi ölüm anındaki pişmanlık. Bir diğeri
ise ahiretteki pişmanlık. Bunlara kanıt olan ayetleri de veren Değirmenci, bu
ayetlerin Yunus-49 ve Fatır-36/37 olduğu notunu düşüyor. İslam’da zaman hakkında
bilgi vermeyen devam eden Değirmenci, ayetlerden sonra hadislerden de örnekler
sundu. İslam Âlimlerine göre zaman konusuna da değinen Değirmenci, birçok
kişiden alıntılar yaptı. Hz. Ömer’in “iş bir kere geri kalırsa hiçbir vakit
ilerlemez” ikazını da paylaştı. İslam büyüklerine göre kulun vakitlerinin dört
olduğunu, bir beşincisinin olmadığını söyleyen Değirmenci, bunların: nimet,
bela, itaat ve günahtan ibaret olduğunu ifade etti.
Zamanın Düzenlenmesi
Zaman kullanımı küçüklükten itibaren düzenli bir disiplin ile öğretilmelidir. Nitekim
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu konu için “Küçüklükte öğrenilenler taş üzerine
yazılan yazı, büyüklükte öğrenilenler buz üzerine yazılan yazı” demiştir ve
küçüklükte öğrenilenlerin önemine vurgu yapmıştır. Gelişimsel olarak insan
yapısına baktığımızda çocukların zihinlerinin daha aktif olduğunu ve
öğretilenleri çabuk öğrendiğini görürüz. Bir insan 4-6 yaşlarında iken daha
fazla dil öğrenmeye yatkın olduğu ve bu konuda başarılı olduğu gözlemlenirken,
aynı insanın 30 yaşından sonra aynı beceriyi daha az oranda gösterdiği
gözlemleniyor. Bu nedenledir ki İslam’da çocuklar daha küçük yaşlardayken Kur’an
okuması ve hafız olması konusunda yönlendiriliyorlar. Zaman yönetiminde
arkadaşında etkisi olduğunu söyleyen Değirmenci, bu iddiasını İmam Gazali’nin şu
sözüyle destekliyor: arkadaşlar üçe ayrılır. Gıda gibi olan arkadaşlar (her
zaman lazım), ilaç gibi olan arkadaşlar (lüzumunda lazım), hastalık gibi olan
arkadaşlar (hiç lazım değil)
Eğitim-Öğretimde Zaman
Değirmenci bu bölümde öğrencilerin zaman düzenlemesini ele alıyor. Çoğunlukla zamanlarını okulda
geçiren öğrencilerde, zamanın kendilerine yetmediğinden en çok şikâyet
edenlerden. Öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirebilmelerini üç başlıkta
toplayan Değirmenci, bu başlıkların: Çocuğun şahsiyetini bir bütün halinde
geliştirmek,, iyi vatandaş yetiştirmek ve boş zamanlarda faydalı ilgi alanları
bulmak olarak açıklıyor.
Zaman cetveli ile insanın yaşamını daha düzenli bir
hale getirebilir. Çocukların zamanın kullanımı öğrenebilmeleri için en fazla
vazifenin öğretmenlere düştüğünü iddia eden Değirmenci, bunun için de öğretmenin
önce kendi yaşamları içerisinde iyi bir zaman yöneticisi olması gerektiğini
söylüyor. ‘Vakit doldurmak’ çağından ne olup bittiğini tam anlayamadan ‘vakit
geçirmek’ çağına geçtiğimizi ifade eden Değirmenci, “vakti doldurabilmek için
gayret gerekliydi. Vakti geçirmek içinse bütün gayretlerden el çekmek
yeterliydi” dedi. Bir bakıma haklı aslında.
Teknolojinin ilerlemesi ile artık hepimiz onun birer bağımlısıyız. Bunu görmek için ise elimizi cebimize
atabiliriz. Cebimizden çıkan cep telefonları bizi bağımlı hale getiren en büyük
etkenlerden biri. Bugün biri tuvalete giderken bile onu yanından ayırmıyor ya da
yatarken yastığının altında, başucunda tutmaya gayret ediyor. Boş vaktimizi
doldurmak için kullanabileceğimiz bu cihazı bugün birçoğumuz vakit geçirmek için
kullanıyor. Bunun zihinsel sorunlara neden olduğunu göz ardı ederek.
Unutma!Günlerin değerini bilmeyenlerin yılları çabuk geçer.
Bugünün değerini anlamadan yarını bekleyen insanların, dünün geçtiğini ve yarının belki de hiç
gelmeyeceğini düşünemediklerini söyleyen Değirmenci, aslında bu iddiasında sizce
de haklı değil mi? İnsan yarının garanti olduğunu düşünüp, her işini yarına
bırakıyor. Oysa dünde önceki günün yarını değil miydi? Tamda bu anda aklıma
Ahmed b.Hanbel’in el-Müsned hadis kitabında olan “yarıncılar/erteleyenler helak
oldu” hadisi geldi. Ölümlü olan bu dünyada sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi uzun
planlar yaıp, bugünün planlarını yarına erteliyor olmamızın nedeni ölümü
unutmamızdan geçer.
Zaman İsrafı
Zamanı değerlendirmenin en önemli faaliyetlerinden birinin kitap ve kitap okuma olduğunu aktaran Değirmenci bu
konuda Batı’nın daha ilerde olduğunu yapılan araştırmaları yayınlayarak gözler
önüne seriyor. Türkiye’nin rakiplerine göre geride kaldığı yayınlanan rakamsal
değerler ile de ortaya çıkıyor. Okumanın ve ortaya eser koymanın yaşı
olmadığının altını çizen Değirmenci, buna örnek olarak Ömer Nasuhi Bilmen ’in
meşhur meal ve tefsirini 80 yaşından sonra beş yıl çalışarak yazdığını ifade
etti.
Televizyonun Zararları
Rufo’nun çocuklar üzerinde yaptığı araştırma
verilerine de yer veren Değirmenci, 2-3 saat televizyon seyreden çocukların
okulda başarı gösteremediklerine dikkat çekti. Ayrıca çocukların yüzde 47’sinde
televizyon yayınlarının etkisi ile ‘kötü yeme’ alışkanlıklarının görüldüğünü,
bunun da sindirim ile ilgili hastalıklara yol açtığını belirtti.
Sizce de öyle değil mi? Bugün birçok firma çocuklar üzerinden milyonlar kazanıyor.
Yetişkinlerden çok çocuklara hitap etme peşindeler. Lol bebekler, slimelar,
popitler, stres çarkı gibi birçok gelişime çokta fayda sağlamayan oyuncaklar
çocukların gözdesi olmuş durumda.
Çocuk ve İnternet
Çocuklar içinde internetin daha verimli hale nasıl geleceğini anlatan Değirmenci, bunları 13 başlık altında
toplayıp, hepsini açıkladı. Fakat ben açıklamalara yer vermeyeceğim. İsteyen
kitabı okuyarak daha fazla bilgiye ulaşabilir. Ama başlıklara bakmakta fayda
var. İşte o başlıklardan ilki: internet-zaman münasebeti. Devamı ise şöyle:
sağlığını korumayı öğretin, alternatif oluşturun, internete servis yapmayın,
yasaklamayın/ meşgul edin, arada topluca ara verin, çocuklarınıza zaman ayırın,
interneti sırasıyla kullanın, arkadaş etkisine dikkat edin, bakıcı olarak
kullanmayın, televizyon iyi internet kötü olmasın, sizin alternatifleriniz
neler?
Alıntılar İle Kapanış
Kitabın son bölümünde ise ünlü Türk şair ve yazarların zamanla ilgili yazı ve şiirlerinden alıntı yapılarak sonlandırılmış.
Bende o şiirlerden biri olan Necip Fazıla ait Geçti, Geçti ile sözlerimi
bitirmek istiyorum:
Geçti, geçti mevsimler…
Süpürüldü takvimler.
Gidenlerden kalan şey;
Duvarlarda resimler,
Mezarlarda isimler…
Geçti, geçti mevsimler.
Hangi eski iklimler?
Has ekmekten dilimler.
Hey gidi zamane hey! Tesellisiz
ilimler, Adaletsiz taksimler…
Hani eski iklimler…



Yorumlar
Yorum Gönder