Politika Bilimine Giriş- Münci Kapani(Kitap Analizi)
Üniversitelerde kaynak kitap olarak da okutulan politika bilimine giriş kitabı, doğru politikanın nasıl olduğu, politikaya neden ihtiyaç duyulduğu gibi birçok konuda bizlere açıklamada bulunuyor.
Kitabı okuduğumuzda ister istemez şuan ki devlet yönetimlerini inceliyoruz. Hangi devletler hatalı bir politika üzerinden yönetim yapıyor, mülkiyet koruma kavramı nasıl bir yöne evrildi? Bu sorulara detaylıca açıklamalar buluyoruz.
Politikanın, bir görüş ve anlayışa göre toplumda yaşayan insanlar arasında çatışma, bir mücadele ve kavga olduğunu söyleyen Kapani, bu çatışmanın asıl konusunun toplumdaki değerlerin paylaşılması olduğunu aktardı. Çatışmanın hedefinin ise, iktidarı ele geçirme isteği olarak tanımladı.
Devletin sürekli olduğunu ifade eden Kapani: “devleti meydana getiren insanlar değişebilir, devleti yönetenler değişebilir, hükümetler değişebilir, hatta rejimler değişebilir, fakat devlet kalır. Bütün bu değişiklikler onun varlığını etkilemez; o süreklidir” diyor.
Devletin ‘kurumlar kurumu’ olarak nitelendirildiğini söyleyen Kapani: devletin, bugün için siyasal kuruluşların en genişi, en iyi örgütlenmişi ve en kapsayıcısı olduğunu; irili ufaklı birçok kurum ve kuruluşu içerisinde barındırdığını aktardı.
“Düzeni kurmak, otoriteyi kullanmak, kanunları yapmak veya uygulamak yetkileriyle donatılmış olan insanlar. Ve bu insanların belli siyasal tercihleri, belli ideolojik eğilimleri, belli dünya görüşleri vardır. Toplum içinde belli bir sosyal sınıfın veya grubun daha yakınındadırlar. Dolayısıyla, ‘devlet’ adına yapacakları kanunlar, alacakları kararlar açıktan açığa ve doğrudan doğruya toplumun bir kesimini, bir sınıfını gözetmese bile, bazı sınıflar ve zümreler bunlardan diğerlerine göre daha çok yararlanacaklardır. Gerçi onlar, çoğu zaman aldıkları kararların tüm ‘ülke yararına’, ‘halk ve millet yararına’ olduğunu ileri süreceklerdir. Fakat bu iddia gerçekleri değiştirmeyecektir.” Diyen Kapani sözlerine şunları da ekledi:
“Alınan siyasal kararlar devletin damgasını taşıdığı, onun otoritesine büründüğü için toplumda geçerlilik kazanır. Ancak bu kararların arkasında devleti yönetenlerin, iktidar sahiplerinin siyasal tercihlerinin yatmakta olduğu gerçeği hiçbir zaman gözden uzak tutulmamalıdır.”
Kapani, otoritenin meşru iktidar demek olmadığını, normal olarak kuvvete, zora ve tehdide başvurmaksızın bir iradenin yürütülmesi yeteneğini ifade ettiğini açıkladı. Yasal bir yönetimin, pozitif hukuka, yürürlükteki hukuk kurallarına uygun olan bir yönetim olduğunu söyleyen Kapani, pozitif hukuka uygun olan ‘yasal’ bir yönetimin, sosyolojik ve politik açıdan her zaman ‘meşru’ olmayabileceğini ifade etti. Meşru iktidarın, “ona tabi olanlar tarafından meşru olarak kabul edilen, toplumda yaygın ve hâkim olan ‘meşruluk’ inancına uygun olan iktidardır. “ dedi.
Kapitalist toplumda hâkim sınıfın burjuvazi olduğunu ifade eden Kapani: “burjuvazi, üretim araçlarının sahibi olarak her şeyden önce ekonomik bakımdan topluma hâkimdir; başka deyişle, ekonomik iktidarı elinde bulundurur. Fakat ekonomik üstünlük aynı zamanda politik üstünlüğü de sağlar. Siyasal iktidar daima hâkim sınıfların elindedir.” der.



Yorumlar
Yorum Gönder