İletişim Donanımları-Doğan Cüceloğlu(Kitap Analizi)
Doğan Cüceloğlu, 2002’de kaleme aldığı kitabında sağlıklı iletişimin nasıl olması gerektiği konusunda bize ipuçları veriyor. 23 başlıktan oluşan kitap: insanın muhteşem bir potansiyel olmasından, varoluşun beş boyutuna; karşımızdakini dinleyerek var etmemizden, iletişim matrisine kadar birçok konuya ele alıyor.
Eğitim sistemimizin ve öğretmenlerin öğrencilere yaklaşımını ele alan Cüceloğlu, “öğrencilerden beklenen, sınıfta put gibi oturmak, daha sonra öğretmenin söylediklerini papağan gibi tekrar etmektir.” der.
İnsanın en önemli coşku ve motivasyon kaynağının yaşamındaki anlam olduğunu söyleyen Cüceloğlu, “insanoğlu, anlamlı bir yaşam için doğmuştur.” der.
Yaşamımızda farklı sonuçlar elde edebilmek için, şimdiye kadar yaptığımızdan farklı bir davranış yapmamız gerek. Şimdiye kadar yaptığımız şeyleri tekrar ederek, yaşamımızda farklı sonuçlar beklemek, doğanın gerçeğine uymaz.
Cüceloğlu, adam yerine konma gereksinmesi karşılanmayan kişinin bireyselliğinin gelişmediğini; bireyselliği gelişemeyen insanın, olgun ve dengeli bir yetişkin olmakta zorluklar çektiğini; duygusal olgunluğa erişemediğini ve ‘yetişkin çocuk’ olarak kaldığını ifade ediyor.
Yaşamın anlamının can da olduğunu söyleyen Cüceloğlu, “her şey anlamını içteki o size özgü kaynak bulur. Yaşamınız anlamlıysa, bu size coşku verir. Anlamlı bulduğunuz işi şevkle yaparsınız. Yaşamda anlamını bulan zorluğu memnuniyetle göğüslersiniz ve şikâyet etmezsiniz. Yaşamda anlamını bulan ilişki size heyecan verir.” der.
Aşırı sosyalleşmenin iç ve dış dünya arsasındaki farkı büyüteceğini söyleyerek, ebeveynleri bu konuda uyarıyor.
Özgün yaşamı olmayan insanın, iç dünyasında hissetlerini ve düşündüklerini davranışına yansıtamadığını aktaran Cüceloğlu; “bu insanın söyledikleri ve yaptıkları kendi iç dünyasından değil, başkalarının ondan beklentilerinden kaynaklanır” der. Bu kişinin başkalarının kendisinden duymak istediklerini söyleme zorunluluğu hissettiğini ve bundan dolayı onların görmek istediklerini yaptığını da aktarır.
Özğürlüğü elinden alınmış, ilişkiler içinde tutsak kalmış, kendi isteklerini yapamayan kişinin mutsuz ve yaşam enerjisinin düşük olduğunu ifade eden Cüceloğlu, “yapayalnız kalmış, kimsenin umursamadığı kişi de mutsuzdur ve yaşam enerjisi düşüktür.” der.
Çocuğun gelişmesinde en önemli faktörün, küçükken ne derece umursandığı ve kaale alındığı olduğunun altını çizen Cüceloğlu: çocuğunuzla konuşurken, onunla göz göze gelebilecek şekilde, onun hizasına iniyor musunuz? diye sormayı da ihmal etmiyor.
Çocukluğunda, ‘Sen yoksun, umursanmaya değmezsin, ’mesajını ailede bolca alan çocuğun, okulda, sokakta, toplumda, trafikte bu mesajları ala ala, gerçekten kendinin umursanmayacak bir kişi olduğuna inanmaya başladığını söyleyen Cüceloğlu, bu çocukların büyüdüklerinde, bürokraside veya meslek yaşamlarında mevki sahibi olduklarında, umursanmak için, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” deme ihtiyacı hissettiklerini aktarıyor.
Davranışından sorumluluk almanın, birden bire öğrenilecek bir şey olmadığını söyleyen Cüceloğlu, bu sınırın ve sorumluluk bilincinin çocuğa küçük yaşta verilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Eşlerin birbirlerine, ‘Sen değerlisin,’ mesajını vermedikleri zaman çocuğun kendisi o aileye ait olduğunu algılayamadığını söyleyen Cüceloğlu, ”çocuğun kendinden daha büyük bütün, ailedir. Aile de birbirine değer veren, anne, baba ve çocuklardan oluşur.” der.
Korku kültüründen de bahseden Cüceloğlu, ”korku kültürü, belirli türden bir yaşam tarzı, bir yaşam felsefesidir. Korku kültürü insanların özüne önem vermez; bu zeminde sosyal maskeler, mevkiler ve maddiyat önemlidir.” der. Cüceloğlu, korku kültüründe seven güçlü kişinin, sevdiği kişinin sahibi gibi davrandığını da ekler.
Genel Not: Genel olarak kişilere olumlu düşünceler aktarırken, yaşamlarını da sorgulatmayı ihmal etmiyor. Yazım dili olarak sade ve kolay okunan bir dil kullanmış Doğan Hoca.



Yorumlar
Yorum Gönder